Özel Arama
Oya Mutfakta - Blogcu



Oya Mutfakta

30/11/2008 - Fırın Makarna


Malzemeler

500 gr. çubuk makarna,
1/2 lt.
süt,
3 kaşık sıvı yağ
2 kaşık tereyağ
5 yumurta
200 gr. kaşar
tuz, karabiber

Hazırlanışı
Tencereye yarısını iki parmak geçecek kadar su koyup tuzunu ilave ediniz.
Su kaynayınca makarnayı kırmadan makarnaları suyun içine atınız. Makarnaları 10 dakika (makarnanın cinsine göre paketin arkasında yazar)  yumuşayıncaya kadar haşlayınız, suyunu süzünüz.
Makarnaları tencereye koyup içine sıvı yağı, rendelenmiş kaşar peynirinin yarısını koyup karıştırınız.  Üzerine kalan kaşar peynirini serpiniz.
Ayrıca bir kaba 5 yumartayı kırıp çatalla iyice çırpınız. İçine 1/2 lt. sütü, tuzu, karabiberi koyup borcamdaki makarnaların üzerine gezdirerek dökünüz.
En üstüne erimiş 2 kaşık yağ gezdirip, borcamı fırına koyup altı üstü kızarana kadar pişiriniz.  Biraz soğuduktan sonra kare kare kesiniz.

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

30/11/2008 - Sebzeli Piliç Sote


Malzemeler

  • ½ kg kuşbaşı but veya göğüs
  • 1 kutu mantar
  • ½ limon suyu
  • 1 orta boy soğan
  • 1 adet etli kırmızı biber
  • 2 çorba kaşığı sıvı yağ (mısır özü)
  •  

Hazırlanışı

Yayvan bir tencerede piyaz doğranmış soğanlar hafifçe sarartılır, piliçler ilave edilip karıştırılarak pişirmeye devam edilir.

Mantarlar yıkanıp dörde bölünür.  Üzerlerine kararmaması için limon suyu gezdirilir. Kırmızı biber iri şekilde doğranır. Hepsi pişmekte olan pilice katılır. İsteğe göre tuz, karabiber, kekik ilave edilir.

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

30/11/2008 - Yayla Çorbası


Malzemeler

  • 1  yemek kaşığı un
  • 1 yumurta
  • 1 çay bardağı yıkanmış pirinç
  • 2 su bardağı yoğurt
  • 2 litre soğuk su
  • 3 yemek kaşığı tereyağı
  • 1 yemek kaşığı nane
  • tuz

Hazırlanması:

3 kaşık tereyağında 1 kaşık unu ve naneyi kavurun,  2 litre suyu ekleyin ve su kaynayınca yıkanmış pirinçleri de ilave ederek pişirin. (Yaklaşık 15 dakika) Piriçler pişince ayrı bir kapta yoğurt ve yumurtayı çırpın ve alıştırarak azar azar çorbaya ilave edin.  3 dakika daha kaynatıp çorbanın altını kapatın.

Ben artan pilavları dondurup akşam işten eve gelince hemen bu çorbayı hazırlıyorum.

 

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

17/11/2008 - Reductil

İnternetteki araştırmalarımda diyetisyenlerin obezite hastalarına yazdığı Redustil isimli ilacı buldum. Bu hapı ünlülerin çoğu kullanmış.  İlk aklıma gelenler Seda Sayan, Işın Karaca, Sinan Engin ve daha bir çok ünlü. Hatta Seren Serengil hamile olduğunu bilmeden hamileliğin ilk aylarında. Bu hap Amerika'da reçetesiz olarak marketlerde filan da satılıyormuş.  (Bildiğiniz gibi Eczaneler Amerikada süpermarketlerin içerisinde oluyor. Bizdeki bazı parfümeriler gibi) Dünya çapında bu hapı içenlerden iki kişi ölmüş. Ama bu ölümlerin direkt hapla bir ilgisi olduğu kesinleşmemiş. Ben bir yıl kadar kullandım. Ben kullanırken fiyatı 78 YTL kadardı. Tüm eczanelerde var bu hap. Diğer tüm bitkisel diye satılan ilaçların yanında da oldukça masum. Hap ilk olarak depresyon tedavisi için geliştirilmiş ama yan etkileri arasında tokluk hissi oldukça fazla öne çıkınca obezite hastaları için geliştirilmeye devam edilmiş.
Kullanımım sırasınada açıkmadan yemek yedim.
Ağzım çok kuruduğu için normalde su içmememe rağmen bol bol su içtim.
Ve bende gözle görülür bir sakinlik hissi doğurdu.
Bu hap sayesinde hiç spor yapmadan 20 kilo kadar verdim.
Bence eksilerine oranla artıları daha fazla olan bir ilaç.
Bir sonraki zayıflama denemem koşu bandı.
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

13/11/2008 - Hoodoba Bitkisel Zayıflama Hapı

Denize düşen yılana sarılır misali ne duyduysam denedim ve satın aldım. Bunlardan biri de Hoodoba denilen bitkisel tablet. Hemde kampanyada 5 kutu Siritiyor
Bu beş kutu bitene kadar incecik manken gibi olurum dedim.  Birinci kutunun yarısına kadar kullandım ama ne bir tokluk hissi nede kilo kaybı hiç bir şey olmadı. Evet Lida içindeki subitramin sayesinde tok tuyordu ama bu hapta hiçbir şey yok. Anladımki içi abudik gubidik otla dolu bir şey ve arayışa geçtim ne yapmalıyım destek olarak ne kullanmalıyım ve araştırmalarım sonucu Reductil denilen bir ilacı buldum. Obezite hastaları kullanıyormuş. Bu ilaçla ilgili deneyimlerimi de bir sonraki yazımda sizlerle paylaşacağım.
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

11/11/2008 - Zayıflama Maceralarım

Bu sayfada sizlerle zayıflama maceralarımı paylaşacağım. Hamilelik ve Doğum sonrasında aldığım kiloları trajikomik bir şekilde halen nasıl azimle Utanmis vermeye çalıştığımı neler deneyip nelerden sonuç alıp almadığımı herkesle paylaşacağım. Ama benim yaptığım her şey doğru değildi elbette. Sağlıklı olanlarıda olmayanları da yazacağım ki başkaları da benim yapıp ta pişman olduğum şeyleri denemesin.
63 kilo ile hamile kalan bendeniz 93,5 kilo ile doğuma gittim. Şu an 66'ya kadar indim ama birde bana sorun. Denemediğim yol kalmadı. Neredeyse duyduğum her şeyi yaptım. Bir dahaki yazımda size bu uzun yolculukta (3 Yıl) neler yaptığımı detaylarıyla yazacağım. Herkese sağlıklı günler dilerim.
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

11/11/2008 - Çocuğunuzun Gelişimi Yaşıyla Orantılı Mı?

Kategori: _o_uk Gelisimi

Acıbadem Hastanesi Kadıköy Pedagoji polikliniğinde  0-16 yaş arası çocukların zihinsel, duygusal ve sosyal gelişimleri takip ediliyor. 0-6 yaş arası çocukların dil, sosyal ve motor gelişimleri testlerle değerlendiriliyor, gerekli görüldüğünde gecikme olan alanlara yönelik programlar hazırlanıyor.

Çocuğun okuldaki başarısızlığı, dikkat kaybı, uyum zorluğu, davranış sorunları, öğrenmeyle ilgili sorunlar, aile içindeki iletişim sorunları ne yazık ki genellikle yeterince önemsenmiyor. Çocukların fiziksel gelişimleri, doğdukları günden başlayarak dikkatli bir biçimde takip edilebiliyor. Ancak duygusal, sosyal ve zihinsel gelişmelerinin takibinde aynı özen ne yazık ki gösterilemiyor.

Acıbadem Hastanesi Pedagoji uzmanı Ayşegül Salgın, çocukların duygusal, sosyal ve zihinsel gelişimlerinin ancak başa çıkılamayan bir problem ortaya çıktığında önemsendiğine ve değerlendirildiğine dikkat çekiyor ve ekliyor: “Oysa, bir çocuk ancak tüm alanlarda uygun gelişim gösteriyorsa sağlıklı kabul edilebilir.”

Ergenlikte sorunlar artıyor
Çocuklar ve gençler ailelerin farkına varmadığı önemli sorunlar yaşayabiliyor. Özellikle yaşamın en zor geçiti olarak tarif edilen ergenlik çağında, sorunlar daha da artıyor. Bu sorunların bir kısmının çocuk veya ergen tarafından çözülebilirken, bazı sorunların çözümü için bir yetişkinin yardımı, desteği, rehberliği gerektiğini belirten pedagog Ayşegül Salgın şöyle konuşuyor:
“Bu kişi genellikle anne veya babadır. Ancak bazı sorunlar ve durumlar  profesyonel yardım ve müdahale gerektirebilir. Böyle durumlarda uygun tanı ve tedavi için zamanında harekete geçmek sorunun çözümünü kolaylaştırabilir. Hastanemiz Pedagoji polikliniğinde 0-16 yaş arası çocukların zihinsel, duygusal ve sosyal gelişimleri takip edilmektedir. 0-6 yaş arası çocukların dil, sosyal ve motor gelişimleri testlerle değerlendirilmekte, gerekli görüldüğünde gecikme olan alanlara yönelik programlar hazırlanmakta ve uygulanmaktadır.

Okul dönemindeki çocukların zihinsel, duygusal ve sosyal gelişimleri değerlendirilmekte, başarısızlık ve uyum problemlerinin nedenleri ortaya çıkarılarak çözüm için aile ve çocukla çalışılmaktadır.”

Uzman desteği ne zaman alınmalı?
Peki bir pedagoji uzmanına ne zaman başvurulması gerekiyor? Ailelerin bu konuda dikkate alması gereken birçok kriter var. Eğer çocuğun zihinsel, duygusal ve sosyal gelişimleri buna uygunluk göstermiyorsa bir pedagoji uzmanına başvurulması öneriliyor.
Pedagog Ayşegül Salgın, bu sorunları şöyle sıralıyor:
“-Çocuğunuzun gelişiminin yaşına uygun olup olmadığı konusunda değerlendirmeye ihtiyaç duyuyorsanız,
-Çocuğunuzun duygusal, sosyal ve zihinsel gelişimiyle ilgili değerlendirme ve desteğe ihtiyaç duyuyorsanız,
-Çocuğunuzun davranış sorunları varsa,
-Çocuğunuz zihinsel yetersizlik nedeniyle desteğe (özel eğitim) ihtiyaç duyuyorsa,
-Çocuğunuzun okulda kapasitesini yeterince kullanamadığını düşünüyorsanız,
-Çocuğunuz okulda başarısızlık, uyum zorlukları yaşıyorsa,
-Çocuğunuz dikkat eksikliği veya dağınıklığı yaşıyorsa,
-Çocuğunuz çevresiyle iletişimde güçlük yaşıyorsa,
-Çocuğunuzla iletişim kurmakta, disiplin sağlamakta güçlükler yaşıyorsanız bir uzmana başvurmanız gerekiyor.”
Kaynak: www.ailem.com
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

11/11/2008 - Çocuklarda Asabiyet

Kategori: _o_uk Gelisimi


Saldırganlık küçük çocuklarda normal bir tepki biçimidir. Çocuğun güvenlik, mutluluk yada başka bir gereksiniminin Şekil değiştirerek başka bir biçimde ortaya çıkmasıdır. Saldırganlığı kişisel bir yaralanmanın bir başka Şekilde sonuçlanması olarak tanımlayabiliriz. Bu yaralanma sonucunda çocuğun akranlarına vurması, ısırması, eşyaları fırlatması, tekmelemesi, tükürmesi ve zarar vermeyi amaçlayan tehditler Şeklinde sözel saldırılarda bulunmasıdır.
Sürekli ve aşırı biçimde saldırgan olan çocuk sinirli, anlaşılmaz, eyleme hazır ve aşırı geçimsizdir. İlişkileri gergin ve sürtüşmelidir. Hemen parlar ve kavgaya hazırdır. Durmadan kuralları çiğner ve ceza görür. Bu çocuklar cezadan etkilenmez yada kısa süreli etkilenmiş gibi görünürler. Olağan anlaşmazlıkları bile bilek gücüyle çözmeye çalışırlar. Tepkileri ölçüsüz ve durumla orantısızdır. Öfkesini yenemez ve hep kendini haklı çıkarmaya çalışır. Bu çocuklar evde okulda sürekli sorun yaratırlar ve yetişkinlerle sürekli çatışma içindedirler. Genellikle erkek çocuklar daha saldırgandırlar.

SALDIRGANLIĞIN NEDENLERI
1-Saldırgan davranışların ebeveynler tarafından ödüllendirilmesi. Geleneksel kültürün erkek çocuğun saldırganlığını onaylaması(Ör: parkta iki çocuk birbirini döver. Biri daha çok dayak yerse, annesinin çocuğunun kendisini savunamadığı düşüncesiyle üzülmesi)
2-Çocuğun yetişkinlerden katı ceza, anlayışsızlık ve yetersiz sevgi görmesi
3-Babanın uzun süreli yokluğunda, annenin sürekli çocuğun etrafında olmasıyla ortaya çıkan feministik ortam
4-TV. Ve kitle iletişimim araçlarının olumsuz etkisi(Kurtlar Vadisi örneği ver.)
5-Ana-baba tutumlarının olumsuzluğu, çocukla aralarındaki iletişimin iyi olmaması
6-Çocuğun ana-babasından dayak yemesi
7-Beyin zarı iltihabı, beyin zedelenmesi gibi fizyolojik sorunlar
SALDIRGAN DAVRANIŞLARI NASIL ÖNLEYEBILIRIZ?
1-Her şeyden önce ana-baba çocuğa saldırganlık modeli olmamalıdır.(Evde dayak yiyen bir çocuk varsa kardeşini dövüyor. Kardeşi yoksa okulda en ufak bir sorunda arkadaşına vuruyor. Yada hayvanlara eziyet ediyor.)Çünkü dayak herkes için olumsuz duygular yaratır.
2-Çok fazla saldırgan davranışlara tolerans gösterilmemelidir.Çocuğun istekleri bu tip davranışlar yapınca yerine getiriliyorsa, çocuk isteklerini yaptırmada araç olarak görmeye başlar. Bu yolla istekleri yerine getirilmemelidir.Saldırgan davranışlar ödüllendirilmemeli ve onun bu davranışının istenmeyen bir davranış olduğu hemen gösterilmelidir.
3-Saldırgan davranışlar kesinlikle dayakla cezalandırılmamalıdır.Ana-babanın ilgisi sevgisi azaldığında ve fiziksel cezalar uzun süre devam ettiğinde, çocukta saldırgan, asi, sorumsuz davranışlar gelişir. Saldırgan davranışlar ortaya çıktığında, yetişkinler sakin davranmalı, anormal duygusal tepkiler yerine ben dilini kullanmalıdır.(Böyle davrandığın için üzüldüm) Dayak saldırgan davranışın hemen bitiminde uygulandığı zaman, onun hemen kesilmesini sağlayabilir ancak,çocukta düşmanca duygular geliştirir.
4-Çocuk gergin ve sinirliyken onunla tartışmamalı, sakinleşmesini beklemeli ve daha sonra davranışı ile ilgili konuşulmalıdır.
5-Çocuğa sosyal olgunluğuna uygun çeşitli sorumluluklar verilmeli, başarabileceği kadarıyla bir çok Şeyleri başlatıp, bitirmesi sağlanmalıdır. Çocuk başarma duygusunu yaşamalıdır.
6-Çocuğa bu davranışın dezavantajları gösterilmelidir.Saldırgan davranışları ile isteklerini elde edemeyeceğini, istediği Şeyleri kaybettiğini görmeli ve yaşamalıdır.
7-Olumlu davranışı pekiştirme: Ana-baba ve diğer yetişkinler çocuğun olumlu davranışını görüp, olumsuz davranışı görmezlikten gelmelidir.Çocuk bu davranışı yapmadığında sözel olarak ödüllendirilmelidir. Ör:10dk. Kavga etmeden ve bağırmadan oynadığında bu sözel olarak ödüllendirme.
8-Çocuğun dışarıda oynamasına izin verme, bu çocuğun gerilimini azaltır ve enerjisini boşaltma imkanı sağlar.
9-Saldırgan davranış diğer çocukların güvenliğini ciddi bir Şekilde tehdit etmedikçe bu davranışın üstünde durmamak gerekir.
10-Kendi kendine konuşma:Çocuk oldukça dürtüsel davranıyorsa ve onun bu yönünü kontrol etmede güçlük yaşanıyorsa;çocuğa başkalarına vuracağı zaman, kendi kendini engelleyici cümleler söylemesi öğretilebilir.Ör:10'na kadar say ve ona vurma gibi.
11-Çocuk saldırgan modellerle karşı karşıya getirilmemelidir.TV.deki Şiddet içeren programları seyretmesi engellenmelidir.Eğer kesinlikle engel olunamıyorsa, ana-baba çocukla birlikte seyrederek Şiddetin sonuçlarını tartışabilirler.Ayrıca bu Şiddet filmlerinin gerçek yaşamın modeli değil, kurmaca olduğu çocuğa anlatılabilir.
12-Kızgınlıktan kurtulmak için alternatifler bulunabilir. Yumruklanabilen kil, çakılabilen çiviler,resim çizme, boyama çocuğun kızgınlık duygularını kontrol altına almayı sağlayabilir. Ayrıca futbol,basketbol gibi sporlar kabul gören çıkış yollarıdır.
13-Her yaş ve dönemde çocuğun temel ihtiyaçları zamanında yerine getirilmelidir.
14-Bu çocukların özellikle baba ile daha çok birlikte olması sağlanmalıdır.
15-Anne-babalar bu çocuklarla iletişim kurarken ben dilini kullanmalıdır. Ör: Böyle kavga ettiğin zaman rahatsız oluyorum, üzülüyorum gibi. Kişiler duygu, düşünce ve ihtiyaçlarını davranış anında dile getirmelidir.
2. Parmak Emme: İlk bir ya§ i9inde,bebeklik döneminde normal olan bu davranış. Daha sonraları da devam ederse veya ileriki yaslarda ortaya çıkarsa uyum sorunu veya alışkanlık bozukluğu olabilir. Parmak emme çocuklarda korku halinde, anneden ayrılma durumunda ve uykuya dalarken görülebilir. Temelinde anne çocuk ilişkisinde yetersizlik ve çocukta güven hissinin yeterince gelişmemiş olması yatmaktadır.
3.Pika: İlk bir yas içinde bazı çocuklar kireç veya toprak parçalarını, kağıt ve oyuncakları ağzına götü+rebilir. Ancak bebeklik döneminden sonra çocuğun bu maddeleri ağzına götürmesi ve yemesi uyum bozukluğu olarak ele alınabilir. Bu davranış. Genellikle beslenmesi bozuk, bakımsız, ihmal edilmiş çocuklarda görülür. Anne ilgi ve şefkatinden yoksunluk, duygusal yetersizlik, doyumsuzluk ve güvensizlik gibi ruhsal nedenler sebep olarak düşünülmelidir.
4.Trikotillomani: Bazı çocuklar 1–2 yaşlarından itibaren kendi saçlarını çekip yolabilir, koparabilir. Bu davranış uyumsuzluk ve huzursuzluğun önemli belirtilerindendir. Sık görülmemekle birlikte kız çocuklarında daha fazladır. Anne 9ocuk ilişkisindeki duygusal yetersizlikler veya çocuğun duygusal gelişiminin engellenmesi temel nedendir. Bu 9ocuklarda duygusal alandaki gerilimin ifade edilememesi, boşaltılamaması, saldırganlık dürtüsünü artırmakta ve 9ocuk bu dürtüyü kendi kendine yöneltmektedir.
5.Tempertantrum: Aşırı hiddetlenme ve öfke patlaması anlamına gelen bu durumda bazen çocuk kendini yerden yere atabilir, başını duvara vurabilir. Bazen katılana kadar ağlama da olabilir. Birikmiş saldırganlık dürtüsünü bir türlü boşalma seklidir. Hatalı bir terbiye ve yetiştirme tarzının bir sonucu da olabilir. Örneğin; her istediği yapılmış şımartılmış bir çocuğun haklı bir nedenle engellenmesi halinde bu durum ortaya çıkabilir.
6. Tirnak Yeme: 5–6 yasındaki ve daha ileriki yaslarda çocuklarda görülebilir. Tırnak yeme; ruhsal gerilim, sıkıntı veren saldırganlık duygularının açığa vurulmadığı durumlarda çocuğun kendi kendine yönelik saldırganlık dürtüsünün bir belirtisi olarak kabul edilebilir. Yerleşik hal alması önemli ruhsal sorunlar olduğuna işaret eder.
7.Aşırı Hareketlilik: Bazı 9ocuklarda 4–5 yaşlarında başlayıp buluğ çağına kadar sürebilen ve en az 6 ay devam eden aşırı hareketlilik görülebilir. Dikkat ve algı bozuklukları öğrenme güçlüklerinin de beraber olduğu bu özel durum beyinin gelişmesindeki bazı yetersizliklerin sonucudur. Tedaviyi gerekli kılan bir durumdur.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

3/11/2008 - Kuzu Şiş




Şişler çok nefisti tarifide yarın yayınlayacağım inşallahÇilgin

Malzemeler:
750 gr kuşbaşı kuzu eti
1 çay kaşığı kekik
1 tutam karabiber
1 tutam pulbiber
2 çorba kaşığı zeytinyağı
3 diş sarımsak
1 tatlı kaşığı salça
tuz
1 domates
5 biber
1 patlıcan

Hazırlanışı:

Sebzeler hariç tüm malzemeleri geniş bir kasede karıştıralım ve eti de içine koyarak iyice marine edelim. (Mümkünse bir gece) Daha sonra patlıcanları yuvarlak doğrayıp tuzlu suda bekletip, sıkıp kurulayalım. Tahta şişe; bir et, bir patlıcan, bir domates, bir biber geçirelim ve mangalda pişirelim. Ben Emsan'ın Çifte keyif ızgarasında pişirdim ve çok güzel oldular. Yanıma lavaş yada bulgur pilavı ve ayranla servis yapın.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Güncel, yemek, kadın, çocuk, mizah

Kategoriler

Arkadaşlarım

mrvmrt
Ersel Coşkunçay
atyarisialtili
zayiflamakicin